Türkiye’de bir Halı Bayramı düzenlenmesi fikri nasıl ortaya çıktı?
Türkmenistan’a yaptığımız bir ziyarette orada “Milli Halı Bayramı”nın kutlandığını gördük. Öncesinde böyle bir şey duymuştuk ama gidip yerinde görünce bizim açımızdan çok etkileyici oldu. Türkmenler 25. kez kutluyordu bu bayramı. Açıkçası kıskandık. 8 milyonluk bir ülkede böyle bir gelenek varsa, 80 milyonluk Türkiye’de neden olmasın dedik. Bizim neden halı bayramımız yok sorusuyla yola çıktık.
Bu bayram için neden Kapalıçarşı seçildi?
Kapalıçarşı sadece ticaretin değil, kültürün de kalbidir. Halı burada yaşar, burada doğar. Bayramın burada kutlanması bir semboldür. Normalde pazar günleri Kapalıçarşı kapalıdır ama bu kez o gün özel olarak açılacak. O günün pazar olması da özellikle tercih edildi.
IHIB tarafından kurulan Halı Bayramı Komitesi şu anda ne gibi faaliyetler yürütüyor?
Komitemiz kısa sürede kuruldu. İlk toplantımızı birkaç hafta önce yaptık. İçinde sektörün farklı alanlarından deneyimli isimler var. Başkanımız Ahmet Hayri Diler, yardımcımız İbrahim Geyikoğlu, komite üyelerimiz arasında Serra Orçuoğlu, Bülent Metin, Nihat Yıldız, Muharrem Kara gibi isimler bulunuyor. Amacımız önce tarih belirlemekti. Şimdi ise etkinlik programları üzerine çalışıyoruz. İlk Halı Bayramı 16 Kasım 2025’te yapılacak. Programın omurgası netleşti diyebiliriz.
Etkinlik kapsamında neler olacak? Ne tür gösteriler planlıyorsunuz?
Halı üretiminin tüm sürecini göstermek istiyoruz. Anadolu’da bir halının nasıl üretildiğini bilmeyen gençlerimiz var. Koyunun kırkılmasından başlayıp, yünün nasıl yıkanıp ip haline getirildiğini, doğal boyalarla nasıl renklendirildiğini ve dokunduğunu canlı şekilde göstereceğiz. Ayrıca folklor gösterileri, defileler, eski dokumaların sergileri, yöresel ikramlar, kadın üreticilerin tezgâhları, hatta küratörlü tematik sunumlar olacak. Halıya sadece ticari değil kültürel olarak da sahip çıkıyoruz.
Bu bayramda satış olacak mı? Hayır, bu bir fuar değil. Ticari değil, tamamen kültürel bir bayram. Satış ve pazarlama faaliyetleri olmayacak. Zaten sektörel fuarlarımız var. Bu etkinlik, halının ruhunu ve kültürünü yaşatmak için düzenleniyor.
Bu organizasyon halıcılık sektörüne nasıl bir katkı sağlayacak sizce?
Bu sadece bir etkinlik değil, farkındalık çağrısı. Halıcılığın Türkiye’de ciddi kan kaybettiğini düşünüyoruz. Dokumacı azalıyor, üretici destek alamıyor. Bu bayram vesilesiyle toplumda “halıya yeniden değer verme” bilinci oluşturmak istiyoruz. SGK desteği, kadın üreticilere teşvik, ithalat baskısının azaltılması gibi konuları yeniden gündeme taşımak gerek.
Peki, bu bayramın geleneksel hale gelmesini istiyor musunuz?
Kesinlikle. Nasıl ki İHİB Halı Tasarım Yarışması 19 yıldır kesintisiz devam ediyorsa, bu bayram da her yıl kutlansın istiyoruz. Benden sonra gelecek yöneticiler de bu mirası sürdürmeli. Çünkü halı, bizim sadece ihracat kalemimiz değil; kültürel belleğimizdir.
Bu fikrin olgunlaşma sürecinde sizin hızlıca harekete geçmeniz dikkat çekici. Bu sizin kişisel bir motivasyonunuz mu?
Ben yapım gereği fazla tez canlıyım.
Bu fikir ortaya atıldığında ilk destekleyenlerden biri oldum. Çünkü bu bizim işimiz. Halının kültürel karşılığını bilen herkesin görev alması gerektiğini düşünüyorum. “Bir gün biri yapar” demekle olmuyor. Biz yaptık ve yapılması gerekeni hayata geçirdik.
Son olarak, bu bayram sizce genç kuşaklara ne anlatacak?
Halı sadece yere serilen bir eşya değildir. Kimliktir, gelenektir, sabırdır, emektir. Gençler bu üretimin arkasındaki hikâyeyi görmeli. Halı iplikten çok daha fazlasıdır. Umarım bu bayram, gençlerin dokuma kültürüyle yeniden tanışmasına vesile olur.

