Kapalıçarşı’da zaman başka akar…
Bir dükkânın pervazında asılı duran nazar boncuğunda, bir tezgâhın üstüne itinayla serilen halıda, bir esnafın “Kolay gelsin” diye başlayan cümlesinde…
Her şeyde ayrı bir tarih, ayrı bir hikâye vardır.
Kapalıçarşı bir yapı değil, yaşayan bir organizmadır.
Bizans’ın gölgesinden Osmanlı’nın ihtişamına, Cumhuriyet’in modern rüzgârlarından bugünün renkli kalabalığına uzanan bir destan…
Ve bu destanın içinde; babadan oğula geçen bir anahtar, yıllardır aynı dükkânda açılan bir kepenk, sabahları selamla başlayan bir ticaret ahlakı var.
Biz, GrandBazaar 1461 ile bu mirasa tanıklık etmekten gurur duyuyoruz.
Çarşının sesini bugüne taşımak, o sesi genç kuşaklara ulaştırmak ve bu kadim yapının yaşayan belleğine bir tutam katkı sunmaktır bizi gururlandıran.
Bu satırları okuyan herkese seslenmek isterim:
Siz bu çarşının bir parçasıysanız, bu dergi de sizindir.
Hikâyeniz kadar kıymetli, emeğiniz kadar sahici, sözünüz kadar değerlidir bizim için.
İkinci sayımızı sizlerle buluştururken içimizde büyüyen heyecanı tarif etmek zor.
Çünkü biz yalnızca bir dergi yapmıyoruz.
Zamanla örülmüş bir çarşının hatıralarını, bugünkü seslerini ve yarına dair umudunu bir araya getiriyoruz.
Ve şimdi…
Teşekkür etmek istiyorum.
Bizi destekleyen,
hikâyesini bizimle paylaşan,
dükkânının kapısını ve kalbini açan her bir esnafa…
Birlikte kahve içtiğimiz,
sohbetine konuk olduğumuz,
samimiyetiyle yolumuza eşlik eden herkese…
Bir cümlesiyle yolumuzu aydınlatan,
bir tebessümüyle cesaret veren o güzel insanlara…
Dükkân köşesinde ilk sayıyı saklayanlara,
“Bu dergide olmak isteriz.” diyen dostlara…
Bu dergi sizinle anlam buldu.
Siz anlattınız, biz sadece yazdık.
Siz dinlediniz, biz sadece kaydettik.
Ve şimdi ikinci sayımızla bir kez daha söylüyoruz:
Kapalıçarşı yaşıyor.
Kapalıçarşı anlatıyor.
Biz de dinliyor, yazıyor ve yaşatıyoruz.
Bir nazar boncuğu gibi saklayın bu sayıyı…
Çünkü içinde siz varsınız.
Bir sonraki sayıda yine buluşmak dileğiyle, sevgiler…


